Faydalı Bilgiler

tavsiye-et_03

Toplumdaki Şiddet Azaltılabilir mi?

Genellikle insanlar tehdit altında hissettiklerinde ya da bulundukları durumu kabullenemediklerinde agresif davranma eğilimi gösterirler. Aslında, agresyon her zaman var olan ve bütün toplumlarda görünen insani bir duygudur.

Kentlerde suç oranının ve şiddet davranışının gün geçtikçe arttığını üzülerek görüyoruz. Şiddetin her çeşidi; ailede şiddet, okulda şiddet, iş ortamında şiddet, trafikte şiddet, , şiddet eğilimisokakta şiddet, sporda şiddet ve benzerleri daima gündemde.

Genellikle insanlar tehdit altında hissettiklerinde ya da bulundukları durumu kabullenemediklerinde agresif davranma eğilimi gösterirler. Aslında, agresyon her zaman var olan ve bütün toplumlarda görünen insani bir duygudur. Şiddet ise insanlar
tarafından canlılara ya da nesnelere kasıtlı zarar verme olarak tanımlanır. Şiddeti üç kategoriye ayırabiliriz: Fiziksel şiddet (vurmak, yaralamak, tecavüz etmek gibi), psikolojik şiddet (tehdit etmek, aşağılamak gibi), maddi şiddet (başkalarının malına zarar vermek).

İnsanların agresif olmalarının nedeni biyolojik faktörler ve çevresel faktörlerdir. Her canlının hayatta kalabilmesi ve hayatın güçlükleriyle baş edebilmesi için bir miktar agresif olması gerekir, çünkü büyümek aynı zamanda haklarını savunmayı öğrenmek ve
başkalarından saygı görmek anlamına gelir. Ancak başlangıçta yerinde ve dozunda olan sağlıklı agresif tutum kontrolden çıkar ve şiddete dönüşürse toplumu tehdit eden bir durumla karsı karşıya kalırız. Diğer yandan, biyolojik faktörler; yani hormonlar, beyindeki kimyasal ileticiler (neurotransmitterler) ve kalıtsal nedenler şiddeti gerçekleştirmez, ancak şiddeti kolaylaştırır. Progesteron hormonu erkekleri daha agresif yaparken, kadınları da testosteron daha agresifleştiriyor. Fakat biyolojik faktörler alt düzeyde olsa bile insanlar şiddet eylemine

geçebiliyor. Araştırmalara göre normalde agresif olmayan çocuklar sosyal çevre
tarafından dışlanınca agresif davranış sergileyebiliyor. Amerika'da birbirlerini silahla vuran, sınıfta rastgele ateş eden çocukların başkaları tarafından reddedildikleri biliniyor.

Şiddet aynı zamanda öğretiliyor, televizyonda ve aile içinde agresif yöntemler ile çözümlenen sorunlar, çocuklar tarafından taklit ediliyor. Toplumda en çok yaşlılar, çocuklar ve gençler televizyon izliyor. Çocuklar ve ergenlerin bu yaşlarda kişilikleri
oluştuğu için en çok etkilenenler onlar. Çocuklar 6 yaşına kadar televizyondaki güçlü ve uyanık kahramanları taklit ederken şiddetin başkalarına verebileceği zararı kavrayamazlar. Erkek çocukları, kız çocuklarına göre hem daha çok şiddet içeren
programlarla ilgileniyor, hem de agresif davranışları toplum tarafından daha çok tolere ediliyor. Dışa dönük ve duygusal yönden stabil olmayan çocukların şok edici görüntüleri daha fazla izledikleri biliniyor. Aynı şekilde, nevrotik yapıdaki insanlar, şiddetli senaryoları daha ciddiye alıyorlar. Bu durumda çok televizyon izleyen çocuklar daha çok risk altında. Genelde eğitim seviyesi yüksek olan ailelerin çocukları daha az televizyon izliyor. Televizyonun kısa vade ve uzun vadede insan üstündeki etkisi çok fazla. Medya haberleri abartarak, özendirici ve saptırıcı şekilde sunabiliyor. Bu nedenle bazı kişilerde anksiyete (kaygı) oluşurken, diğer insanlarda şiddet davranışı artıyor. İnsanların şiddet içeren davranış sergilemesinde medyanın %5-10 etkisi olduğu saptanmıştır.

İnsan maddi manevi amacına ulaşmak için şiddetin işe yaradığını gördüyse mutlaka bu davranışını sürdürecektir. Şiddet fonksiyonel olduğu takdirde devam edecektir. Hayvanlar
aleminde agresiflik hayatta kalmak için fonksiyonelliğini korurken, günümüzde insanlar içinde hakkını savunarak hayatta kalmak için sürüyor.

Ancak, agresif davranışların toplum üstünde ciddi etkileri var. Toplumun yaşayış tarzı değiştikçe, agresifliğin şekli de değişir. Günümüzde trafikteki agresiflik ve şiddet yüzünden birçok insan yaralanıyor, hatta ölüyor. Aracı hızlı kullanmak, yol vermemek ve başkalarını rahatsız edecek, sinirlendirecek şekilde araç kullanmak başka sürücüleri de çileden çıkarabiliyor. Trafikteki şiddeti azaltmak, ancak trafik kurallarına uymak ve başka sürücülere anlayışlı davranmakla mümkün olacaktır. Avrupa ülkelerinde trafiğin daha akıcı ve sorunsuz olmasının nedeni de budur.

Şiddet, iletişimde araç olarak da kullanılmaktadır. Kendini ifade edemeyen insanların iletişim becerileri arttığı zaman şiddete başvurma oranları azalacaktır.

Şiddet hiçbir zaman toplumun değer yargılarından ayrı düşünülemez. Şiddetin fonksiyonel olduğunu düşündüğümüz an, onu otomatik olarak normal görürüz. Kültürün yerleşmiş
olduğu ve medeniyet sahibi olan insanlarda kural tanımazlık olmaz. İç görüşü iyi olan ve kendisiyle yüzleşebilen insanlar mutlaka kendilerine yakıştıramadıkları davranışları değiştirmek isteyecektir. Her ne kadar agresiflik yaratılıştan bize verilmiş olsa bile, şiddet bize öğretilmiş bir eylemdir. Dinamik yapıya sahip olan insan, sorunlarını daha farklı yöntemlerle çözmeyi bilen insandır.

Son olarak, uzun vadede toplumdaki şiddetin azaltılmasının en kestirme yolunun çocukların ruh sağlığının korunması olduğunu söyleyebiliriz. "Çocuk erişkinin babasıdır." kuralı erişkin insanların yaşamının çocukluk yıllarında yaşananlarla belirlendiğini söyler. Gerçekten de, çocuklarda karşılaşılan ve aile tarafından yeterince önemsenmeyen ya da tedavi edilmeyen şiddet, yalan söyleme, arkadaşlarına ya da çevreye zarar verme gibi
olumsuz davranışlar erişkin yaşamda da kişinin yakasını bırakmayacak ve çok önceden belirlenmiş olan yazgısına kişi teslim olmaktan başka çare bulamayacaktır.

(Işık Seli Çocuk Psikolojisi & Aile Danışma Merkezi Uzman Psikiyatrist Seher SAYAN tarafından kaleme alınan bu yazı, Noktam Haber Dergisi Mayıs 2010 sayısında yayınlanmıştır)