Faydalı Bilgiler

tavsiye-et_03

En önemlisi çocuğumuzun MUTLU olması!

Ebeveynlerin çocukların mutlu olmasında büyük ölçüde etkileri vardır. Aynı sağlıkta olduğu gibi mutlukta; kalıtsal, çevresel ve davranışsal etkenlere bağlıdır. Çocukken öğrenilmiş beceriler ve ebeveynlerin çocuklarından olan beklentileri mutlu olma olasılığını büyük ölçüde etkiliyor…

Mutluluğun değeri, sadece hoşnut bir his değil, ona verilen anlamla da ilgili. Kendini iyi hissetmek aynı zamanda fonksiyonel olmak anlamına geliyor. Mutluluk, insanların aktif, yaratıcı ve sosyal olmalarını sağlar. Sağlığı olumlu etkiler ve ömrü uzatır. Mutlu insan kendisini olduğu gibi kabul eden ve doğru yaptığına inanır.

Çocuğunun mutlu olmasını isteyen aileler, çocuğunu her türlü hayal kırıklığından koruması gerektiği anlamına gelmez. Bu hem imkansızdır hem de ters etki yaratır, çünkü mutlu olabilmek için kişi küçük darbeleri tolere edebilmelidir. Ancak ebeveynler, çocuklarının bir şeylerde başarılı olmaları için baskı yapmamalıdırlar. Ebeveynlerin, bebekle ilgili zihinsel tasarımlar ve beklentileri henüz bebek dünya ya gelmeden başlar. Günümüzdeki ebeveynlerin çocuklarından beklentileri daha yüksektir, çünkü çocuğun toplumdaki rolü değişmiştir. 20 yüz yıla kadar, ailenin gelirine katkıda bulunarak materialistik anlamda çocuk yardımda bulunuyordu. Çağımızda ise ailelerin çocuklarından maddi beklentileri yok ama çocuklarının toplumdaki statülerine bağlı psikolojik memnuniyet beklentileri var. Çocuk ne kadar başarılıysa, ebeveynlerde kendilerini o kadar başarılı hissetmekte. Bu kanıt derdiyle, çocukların entelektüel bir şekilde kullanılmalarına neden olunuyor, çünkü çocuk statü sembolü işlevini görüyor ve ebeveynin bunu kendi başarı yansıması olarak görüyor. Toplumun bireyselleşmesi ve ailelerin küçülmesi de bu duruma etken. Ebeveynler, çocuğunun eğitiminde kendini yalnız hissetmekte ve sadece onların desteğiyle çocuğun gelişmesinin mümkün olduğunu düşünmektedirler. Bunu da mümkün olduğu kadar en yüksek seviyedeki öğretimle gerçekleştirmeye çalışıp, bütün ilgi ve umutlarını bir ya da iki çocuk üzerinde oluşturuyorlar.

Ebeveynlerin, çocuklardan olan beklentileri çocuğun üstünde ömür boyu çok etkisi vardır. Kişi, iş hayatında, eş seçiminde, boş zaman değerlendirmesinde, dini inancında ki seçimlerine kritik ve inceleyerek baktığında, ailesinin dileklerini ne kadar gerçekleştirmiş olduğunu anlayacaktır. Çocuk, doğal olarak ailesinin kendinden olan beklentisini karşılamaya çalışır, çünkü takdir edilmek ister. Ebeveynini hayal kırıklığına uğrattıkları zaman onların desteği ve sevgilerinden mahrum kalacaklarından korkarlar. Yetişkinlikte de bu takdir edilme isteği devam eder ve daima ebeveyn dileklerine uygun davranılmaya çalışılır. Ancak ebeveynlerin beklentileri, çocuğun özünden ya da yapısından çok daha farklı olursa problem olur. Çocuk, ailenin isteklerini doğrultusunda davranınca takdir edilir ancak gerçek kendiliğine izin verilmez. Ailelerin beklentileri, performans anksiyetesi, özgüven eksikliği, aşağılık kompleksine neden olabilir.

Ebeveynler genelde beklentilerini açıkça söylemezler, çoğu zaman beklentilerinin farkında bile değildirler ama çocuklarıyla ilgili ümitlerini dolaylı yoldan, mimiklerden, beden dilinden, ses tonlamasından aktarırlar. Ebeveynlerde çocuklarından beklentilerini kısmen kendi ebeveynlerinden almışlardır. Her ne kadar birkaç detaydan ötürü şikayetler olsa da, eğitim şeklini kendi ebeveynlerinden kopyalarlar. Çocukta, hangi özelliklerin önemsendiği, ebeveynlerin eğitim seviyesi ve kökenlerine bağlıdır. Yüksek eğitimle ebeveynler genelde sorumluluk duygusu, bağımsız kararlar alabilme ve başkalarını da düşünmesine önem verirken. Düşük eğitimli aileler daha çok saygı, görgülü davranışlara, itaat ve okul başarısına önem vermektedirler. Genelde aileler kendi tecrübeleri ve potansiyellerine uygun beklenti içinde olurlar. Çocuklarının, kendilerinin mutlu olduklarıyla olacağını beklerler ve hatta kendilerinin hobi, üniversite eğitimi ve deli kanlık yıllarlına kadar gerçekleştiremediklerini yapmalarını isterler.

Ebeveyn olarak, beklentiler yüzünden çocuğun kendi öz gelişimini engellememek için iyi bir gözlemci olunmalıdır, iyi dinleyebilme ve hissedebilmelidir. Çocuklarının, protestolarını ve zorlandıklarına dair sinyallerini ciddiye almaları gerekir. Çocuğu mutlu edeni, aile belirlemeye çalışırsa sorun olur. Ebeveyn olarak gelişimin düşe kalka gerçekleştiğini kabul etmek gerekir. Çocuklar, özellikle aile içinde yanlışlar yapabilmeli ve oldukları gibi kabul edilmelidir. Aile beklentilerini gözden geçirmelidir, çocuğuna ne kadar uygundur ve niçin böyle bir beklentisi vardır. Ailelerin, bir çok önemsedikleri konularda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Örneğin, okul ve iş kariyeri iyi olan kişi, iyi kazanacaktır ama daha mutlu olmayacaktır. Araştırmalara göre, yoksulluk sınırının üstünde olduktan sonra gelirin mutluluk üstünde çok etkisi olmadığı bilinmekte. Aynı şekilde yüksek zeka ve mutluluk arasında bağlantı olmadığı da saptanmıştır. Yani, çocuğun profesör ya da marangoz olması, mutlu olmasında bir etkisi yoktur. Asertif olması, özgüveni olması ve inisiyatif alabilmesi mutluluk konusunda daha önemlidir. Bu beceriler, kişinin hem iş hayatında hem de insan ilişkilerinde büyük rol oynar.

Bu nedenle çocuğunun mutlu olmasını isteyenler, ona elbette sevgi, ilgi ve güvenli ortam vermelidir. Ama aynı zamanda sorumluluk duygusu, empati kurabilmesi ve başkalarını da hesaba katarak düşünebilmesi, mutlu olabilmesi açısından gereklidir. Ebeveynler çocuklarına baş edebilecek görevleri vermelidirler, çünkü çocukların aktif olmaları ve yeni beceriler öğrenmeleri mutluluklarını arttıracaktır.

Tercih yapabilen insan mutludur. Tatmin olmadığı ortamlardan uzaklaşabilir, örneğin isteksiz işine gitmeyi ya da kötü evliliği sürdürmeyi sonlandırabilir. Seçenek olanakları yüksek olan bir toplumda yaşıyoruz ama seçim yapabilirsek bu işimize yarayacaktır. Ne istediğini bilen, neyi sevdiğini ve kendine uyanı seçebilen insan mutludur. İyi bir eş seçimi için kişi kendi isteğini annesininkinden ayırt edebilmelidir, diğer durumda annenin ideal damadı ile evlenir. Tercih yapmayı, insan yanılarak öğrenir. Ebeveyn olarak, çocukların tercih yapabilmelerini desteklemek gerekir. Örneğin küçük bir çocuk nasıl bir hediye almak istediğine karar verebilir, büyük çocuk ise tatilde nereye gidilebileceğine karar verebilir. Konular, çocuklarla birlikte değerlendirilmeli ve onların tartıp karar vermelerini ve isteklerini dile getirmelerini öğretmeli. Değerlendirilecek konu daima yaşına uygun olmalıdır. Örneğin, ebeveynler çocuklarına kardeş isteyip istemediklerini sormamalıdırlar. Bu yetişkinlere ait bir karardır. Ebeveynler, çocukların anlaşıldıklarını hissettirmelidirler. Bu şekilde hem kendilerini sözel daha iyi ifade ederler hem de ebeveyn arasındaki ilişkileri daha iyi ve güçlü olur. Bu da çocuğun özgüvenini arttırır, bağımsızlaştırır ve hayatın olumlu ve olumsuz taraflarıyla daha iyi baş etmesini sağlar. Çocuk yalnızca başarı elde edince değerli olduğunu düşünmemelidir. Bu nedenle, başarı elinden gelenin en iyisini yapmak olarak nitelendirilmelidir. Zaten, en önemlisi çocuğun mutlu olması ve kendisi olabilmesidir.

Çocuk eğitiminde mutluluğu arttıran öneriler:

  • Ebeveynlerde gerçekten anne-baba olma isteği
  • Çocuklara güvenli, sevgi dolu ve stabil bir çevre verilmesi
  • Çocuklara kendi tercihlerini yapmaları için zaman ve alan verilmesi
  • Çocuklara sosyal davranışlar öğretilmesi
  • Çocukların faal olmasının sağlanması
  • Okul notları ve eğitim beklentilerinin aşırı olmaması

Çocuk Psikolojisi ve Aile Danışma Psikoloğu Seher SAYAN