Faydalı Bilgiler

tavsiye-et_03

Çocuklarda Yıkıcı Davranış Bozuklukları

Bazı çocuklar, toplumsal normlara aykırı olan ve diğer insanlara zarar veren davranışlar sergilerler.

Kimi çocuklar başkalarına ciddi rahatsızlık veren; işlevsel olmayan ve toplumsal doğrulara aykırı davranışlar sergilerler. Bu çocuklar; sebepsiz yere sürekli olumsuz davranışlarda bulunur, duygularını kontrol edemez ve çabuk sinirlenirler. Yıkıcı davranış bozuklukları; karşıt olma- karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu olarak ikiye ayrılır.

Karşıt olma- karşı gelme bozukluğunda çocuklar yetişkinlerin liderliklerine direnç gösterirler, söylediklerini yapmazlar ya da düzeltmelere ve yasaklara öfkeyle tepki gösterirler. Erişkinlerle tartışır, onların kurallarına ya da isteklerine uymayı reddederler.

Çocukların yetişkinlere karşı gelmesi normaldir. Çocuğun yalan söylemesi, kavga etmesi ve başkalarıyla alay etmesi çocuk gelişiminde karşılaşılabilcek davranışlardır. Çocuk birşey duymamış gibi yapabilir ya da söylenilenin tam tersini yapabilir. Bunların kabul edilebilir normal bir davranış mı olduğu veya karşı gelme bozukluğu mu olduğu olumsuz davranışların ağırlığı, başkaldırmanın şiddeti, yineleyici ve ısrarlı bir şekilde olması ile anlaşılır. Karşı gelme bozukluğu olan çocuklar başkalarını kasıtlı rahatsız eder, kendi hatalarından başkalarını sorumlu tutar, nefret dolu davranır, kin tutar ve sürekli başkalarının sınırlarını zorlar. Bu çocukları eğitmek zordur, direnç gösterirler ancak şiddet uygulamazlar.

Davranım bozukluğu yaşayan çocuklar da; başkalarına şiddet uygulama, tehdit etme, kavga başlatma, hırsızlık, okuldan ya da evden kaçma, hayvana ve insana acımasız davranma, başkalarını cinselliğe zorlama, yangın çıkarma ve gasp gibi belirtiler vardır. Aynı zamanda; otorite figürleri ile sıkca çatışmaya girerler, sürekli sorun yaratır ve cezadan ders almazlar. Davranışlarıyla yüzleştirildiklerinde utanma ya da mahcup olma tepkisi olmaz. Kısacası başkalarının hak ve hukuklarına zarar verir, duygularına saygı göstermez, sosyal değerleri ya da kuralları ihlal ederler. Davranım bozukluğunun belirtileri ne kadar erken başlarsa hastalığın seyri de o kadar kötüdür.

Karşı gelme bozukluğuna, davranım bozukluğunun hafif şekli olarak da kabul edilir. Karşı gelme bozukluğu olan çocuklar sürekli olumsuz ve düşmanca davranışlarla karşı gelir ancak bu tutumlarını sosyal değerleri ya da başkaların haklarını çiğnemeden sürdürürler. Davranım bozukluğu olan çocukların %90’ında daha öncesinde karşı gelme bozukluğu vardır, ancak tam tersi söylenilemez.

Nedenleri nelerdir?

Geçmişte yıkıcı davranış bozukluklarının sebebi; kalıtsal ya da ailenin eğitim eksikliğinden kaynaklandığı düşünülürken, günümüzde hem doğuştan bir yatkınlık hem de çevresel fakörlerin etkisi olduğu bilinmektedir.

Ailenin çocuk eğitiminde aşırı denetleyici olması, katı disiplin uygulaması ya da aşırı ilgisizlik, red ve ihmal, bakım ve eğitimde tutarsızlık, sınır konulmaması, denetimde eksiklik, kuralsız yetiştirme, ağır cezaların verilmesi, bakıcının sıkca değişmesi, kurumlarda yetişme, fiziksel ya da cinsel sömürü, suçlu çocuklarla arkadaşlık etme ve ailesel psikopatolojilerin (anormalik) varlığı yıkıcı davranış bozuklukların gelişimine yol açabilir. Birçok risk faktörü bir arada göründüğü zaman çocukta davranım bozukluğu oluşabilir.

Çocuklar kendi isteklerini ısrarcı ve yıkıcı davranışlarla gerçekleştirdikleri zaman, bu davranışı devam ettirirler ve başkaları tarafından engellenmeye dayanamazlar. Çocuklarını eğiten anne ve babaların tutarsız davranışları çocuğun bu şekilde davranmasına ve bu davranışını sürdürmesine sebep olabilir. Çocukla sağlıklı ilişki geliştiremeyen anne ve babaların çoğu kez kendilerinin psikiyatrik sorunları (depresyon, somatik) veya anti sosyal kişilikleri vardır. Çoğu zaman alkol, uyuşturucu kullanan, evlilik sorunları yaşayan, ilgisiz davranan, kanunen suç işlemiş kişilerin ve geniş ailelerin çocukları risk altındadır. Hamilelik döneminde annenin sigara içmesi, küçük yaşta cinsel istismara ve şiddete maruz kalınması ya da ihmal edilmesi çocuğun %25 suç işleme ihtimalini arttırır.

Sosyo- ekonomik olarak yetersiz olan ailelerin çocukları, isteklerini kolay elde etmek için toplum tarafından kabul görmeyen yollardan gidermeye çalışırlar. Bu çocukların yaşadıkları sosyo kültürel çevrede bu olumsuz davranışlar onaylanıyor olabilir ve böyle bir durumda çocuğun davranışı müzminleşir.

Gelişimin erken dönemlerinde yaşanan kafa travmaları, ateşli havaleler, düzensiz EEG’ye (beyin elektrik dalgalarına) sahip olmanın, yıkıcı davranış bozukluklarına sebep olduğu bilinmektedir.

Başlama yaşı nedir?

Çocuklarda yıkıcı davranım bozukluğunun ilk belirtileri beş-altı yaşlarında olur ve genelde 10 yaş civarında belirgin hal alır. Eğer belirtiler 18 yaş üstünde ise antisosyal kişilik bozukluğu söz konusudur.

Kimler risk altındadır?

Dikkat eksikliği ve hiperaktif bozukluğu olan, öğrenme güçlüğü yaşayan, zeka geriliği, madde bağımlılığı ve duygusal problem yaşayan çocuklar risk altındadır.

Eşlik eden hastalıklar hangileridir?

Özellikle erken çocukluk yıllarında başlayanlarda; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, dil bozukluğu, koordinasyon gelişim bozukluğu, zeka geriliği eşlik eder.

Ergenlik döneminde başlayanda; madde bağımlılığı, distimik bozukluk, depresyon ve kaygı bozuklukları eşlik eder.

Post travmatik stres bozukluğu ve dissosiyatif bozukluk ise her iki dönemde görülen rahatsızlıklardır.

Koruyucu faktörler nelerdir?

Koruma faktörlerinin başlıcaları; üstün zeka, sosyal beceri, adaptasyon gücü, çocuğun otorite olarak kabul ettiği diğer insanlarla olan yakın ilişki ve iletişimi, antisosyal olmayan arkadaş çevresi, eğitimde başarı ve benlik saygısının yüksek olmasıdır. Riskfaktörleri, koruyucu faktörler sayesinde kompanse edilebilir. Örneğin, sosyalçevresi veya ekonomik gücü kötü olan ve psikiyatrik sorunlar yaşayan bir ailenin çocuğu birden fazla koruma faktörüne sahip ise davranım bozukluğu oluşmayabilir.

Davranım bozukluğunun görülme sıklığı nedir?

Çocukların %3.2’si karşıt olma- karşı gelme bozukluğu ve %2’de davranım bozukluğu yaşarlar.

Karşı gelme bozukluğu erkek çocuklarında kız çocuklarına göre iki kat fazladır. Bu fark ergenlik sonrası eşitlenir. Davranım bozukluğunda erkekler açık agresif davranışlarda (şiddet, tehdit) bulunurken, kızlar daha gizli agresif davranışlarda(hırsızlık, yalan, dedikodu) bulunurlar.

Karşı olma bozukluğu daha çok kızlarda, davranım bozukluğu ise daha çok erkeklerde görülür.

Her iki yıkıcı davranış bozukluklarına şehirlerde kırsal kesime oranla daha sık rastlanır.

Hastalığın seyri ve sonucunun tahmini

Karşı gelme bozukluğu ve davranım bozukluğu, zamanında tedavi edilmezse yetişkinlikte kanunen suç işleyen bir kişilik gelişebilir. Davranım bozukluğu olan çocuklar kendi hayat kalitelerine ve başkaların hayatına olumsuz etkide bulunurlar, hayattan beklentileri azdır ve çoğu zaman eğitimleri yarım kalır, topluma verdikleri zarar yüksektir. Davranım bozukluğu olanların çoğunda ileriki yaşlarda antisosyal kişilik bozukluğu gelişir. Antisosyal kişilik bozukluğunda; alkolizm, uyuşturucu kullanımı, ilişkilerde sorun (sık boşanma), işsizlik, sağlık sorunları, psikopatoloji (kişilik bozuklukları, depresyon, bağımlılık gibi), fiziksel şiddete yakın olma yaralanma ve hatta öldürülme riski yaşarlar. Suç işleme oranı ve ceza evinde kalma durumu yüksektir. Kızlarda erken hamilelik ve antisosyal kişilikte eş adayı bulma riski yüksektir.

Tedavi nasıl yapılır?

Yıkıcı davranış bozuklukları olan çocuklar büyük ölçüde tedavi edilebilir. Antisosyal davranışlar, aile ve çevrelerinde yaşadıkları olumsuz durumlara gösterdikleri bir tepki olduğu için, çocuklarda erişkinlerden daha fazla ve daha kolay tedavi edilebilir. Çocuklarda henüz kişilik oluşmadığı için “kişilik bozukluğu” tanısı konulmaz.

Yıkıcı davranım bozukluğu olan çocuklar; davranışlarıyla ebeveynin ve başkalarının kendilerine olumsuz yaklaşmasına neden olabilir, çocuk daha da isyankar olur ve böylece kısır döngü oluşur. Çok ilerleyen durumlarda, ebeveynler kendi çocuklarından şiddet görebilirler. Genelde böyle durumlarda aileler kendilerini toplumdan izole ederler. Özellikle 10 yaşından önce başlayan yıkıcı davranış bozuklukları tedavi edilmez ise ileride suça yatkın bir kişiliğe sahip olma olasılığı yüksektir.

Çocuklukta agresif davranışlar mutlaka ciddiye alınmalıdır, kendiliğinden geçmez. Ne yazık ki, aileler özellikle böyle sorunlarda profesyonel yardım almakta geç kalırlar.

Her ne kadar davranım bozukluğu olan birey tedaviye sıcak bakmasa da bireyin çevresindekiler ve/veya konunun uzmanı profesyoneller, böyle bir sorun yaşayan çocuğu ya da ergeni motive etmek için çaba göstermelidirler. En azından aileye doğru yaklaşım öğretilmelidir.

Tedavi; Her yönden aynı anda yapılması gerekir. Aileye ve öğretmene çocuğu daha pozitif yönlendirmeleri için destek verilmelidir. İyi bir aile-okul işbirliği ve denetim ile birlikte psikoterapi iyi sonuç vermektedir.

Çocukların tedavisinde, aile; çocuğun eğitimiyle ilgili danışmanlık almalıdır.

Yıkıcı davranış bozuklukları olan çocuklar kendi duygularını anlatmakta ve başkalarını anlamakta güçlük çektikleri için bu çocuklarla davranış terapisi çalışılmalıdır. Ben merkezci (egosantrik) oldukları için kendilerini başkalarının yerine koyamazlar, dünyayı tehlikeli görür ve kendilerini tehdit altında hissederler, bir sorun karşısında alternatif çözüm bulmakta zorlanır ve agresif bir çözüm üretirler.

Ergenlerin tedavisinde, aile terapisi ve davranış terapisi kombinasyonu iyi sonuç vermektedir. Aile terapisinde, bütün aile fertlerinin katılımı ile aile dinamiklerini ve işlevselliği arttırmak hedeflenir.

İlaç tedavisine; tehlikeli durumlara maruz kalınıyorsa, şiddet varsa, EEG bozuklukları ve psikoterapi yetersiz geliyorsa başlanmalıdır. Aynı zamanda dikkat eksikliği ve hiperaktif bozukluğu, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi davranım bozukluğuna eşlik eden başka bir rahatsızlık varsa ilaç tedavisi başlatılmalıdır.

Yıkıcı davranış bozuklukları olan çocukların kendilerine ve topluma zarar verme riski çok yüksek olduğu için erken tanı konulması ve etkili bir tedaviye zamanında başlanması son derece önemlidir.

Çocuk Psikolojisi ve Aile Danışma Psikoloğu Seher SAYAN